SİLAH BIRAKMA VE ÇÖZÜM SÜRECİ

Yayınlama: 29.03.2025
Düzenleme: 29.03.2025 23:23
A+
A-

YÖK 1981 yılında 12 Eylül faşist cuntası tarafından kuruldu. Üniversitelerdeki özerklik ve özyönetim kaldırıldı. YÖK’ün İlk işi üniversitelerde başörtüsü yasağı getirmek oldu. Ve tabii İmam Hatip okulu mezunlarına katsayı şartı konularak onların ancak fark dersleri vermeleri koşuluyla üniversitelere girebilmelerine imkân tanındı. 2004 yılına kadar YÖK’ün yönetiminde Genel Kurmay Başkanlığı’nın bir temsilcisi de bulunmaktaydı. Öylesine güçlü bir kurumdu ki üniversitelerin üzerinde, neredeyse taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmıyordu.

Bu kesintisiz ve mutlak iktidar, kokuşmuşluğu ve çürümüşlüğü getirdi. Üniversitelere sınavla girişlerde başaramayan avantajlı kesimlerin ve siyasetin en üst kademelerindeki isimlerle yakın ilişkiler kuranların çocukları, YÖK’teki çeteleşmelerin göz yumduğu üniversitelerdeki çeşitli kayırmalar, hukuksuzluklar sayesinde kolay yoldan ikbal edindiler. Gecesini gündüzüne katarak çalışan ve yüksek puanlar tutturan çocukların haklarını yediler. Biri ikisi değil, tahminimiz yüzlercesi hukuk dışı yollarla üniversitelere kapağı attılar.

     Türkiye’nin gündemi tam da PKK’nin silah bırakma ve yeniden çözüm sürecine odaklanmışken, önce en bilineni Kıbrıs’ta pıtırak gibi ortaya çıkan iki yıllık, 4 yıllık üniversitemsi okuldan, yatay geçişle Ekrem İmamoğlu’nun 1990 yılında YÖK’ün tanımadığı Girne Amerikan Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İngilizce İşletme bölümüne yasa dışı yatay geçiş yapmasını konuşuyoruz haftalardır. Diploması umurumda değildir, ancak ‘insanın ilk önce ahlak okuması gerekir, diploma meslek elde etmek içindir.’

Ardından, İmamoğlu’nun lağım kokan yolsuzluk dosyaları ve terör davaları patlak verdi. İBB kaynaklarını yalan ve algı yönetimleriyle Cumhurbaşkanlığı adaylığına hazırlık yaparak, rüşvetle, müteahhitlerden, terör estirerek ve zorla, haddi hesabı olmayan para transferleri, İmamoğlu inşaat grubuna akarken, pastadan payı ile yetinmeyen veya almayan CHP’lilerin şikâyeti üzerine lağım patladı ve kokusu memleketin en ücra köşelerine kadar sirayet etti.

İmamoğlu tarafından tutsak, edilmiş CHP’nin çapsız genel başkanı Özgür Özel bunu siyasi fırsata çevirmek için pusuda bekleyen Vandalları sokağa davet etmiştir. Ne kadar yasa dışı sol ve Türkiye düşmanı olan örgütler de bunu fırsata çevirip, camilere, avlularındaki mezarlara ve kutsal mekanlara saldırmışlardır. İmamoğlu ve avenesi için niye çaldınız demeyip niye yakalandı diyerek hem hırsızları hem de arsızları savunuyorlar.

Yetmedi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın müteveffa annesi ve ailesine ağıza alınmayacak küfürler etmişlerdir. Sosyal medya trolleri de bu yanlışa çanak tutmuşlardır. Yanlışı alkışlayanın fikri olamaz, Eğri ile doğruyu ayıramayanın aklı olmaz, onun için Allah’ın “aklını kullanmayanların üzerine biz pislik yağdıracağız” fermanının muhatabı olurlar. Yalana sahip çıkanın ahlakı olmaz. Dünyanın en şerefsiz insanı yanlış olduğunu bile bile çıkarı için yanlışı savunan insanlardır.

Böylece Memleketin gündemini değiştirerek, PKK’nin silah bırakma ve çözüm sürecine gölge düşürülmüş ve iki kadim milletin kardeşlik sevdasının gecikmesine vesile olmuşlardır. Devletimizin, iki milletin yararına olan barış süreci, bir an önce gündeme alması ve müzakerelerin derhal başlatılması ve yürürlüğe koyulması ve Allah’ın, “Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allah’a tevekkül et.”(Enfal: 61) fermanını yerine getirmesi gerekir.

PKK’nin gerçek niyetlerinin ne olduğu hakkında ancak açık delillere dayanılarak bir hüküm verilmesi gerektiğine göre, sırf oyalamak için olsa bile bu barış tekliflerini kabul etmek gerekir. Bunu yaparken karşı tarafı küçük görerek, tepeden bakmacı bir eda ile değil belki daha yapıcı daha yumuşak bir dil kullanılması gerekmektedir. Parlamento çatısı altında siyaset yapan ve aracı konumunda olan DEM’lilerin de Kandilden önce silah bırakması ve daha yapıcı bir dil kullanması gerekecektir.

İki tarafın Jakoben ve ırkçı söylemlerden kaçınması, müzakerelerin seyri için elzemdir. Burada devletin daha müşfik, kadife ve ipeksi ve okşayıcı, yumuşak yüzünü göstermesi müzakerelerin selameti açısından faydalı olacağına inanıyorum. Eğer iki kadim milletin, et ve tırnak misali iç içe girmiş ve yaşamış, birbirlerine kız almış ve vermiş, akraba olmuş ve iki taraf da torun sahibi olmuşsa bunun hatırı için de olsa, muarızların inadına bu barış olması gerekir diyerek sahili selamete çıkmak gerekir.

Tarihe baktığımızda bu iki kadim millet cephelerde beraber, içlerine ırkçılık belasını koyan küffara karşı savaşmış olup, ekmeğini ve suyunu paylaşmış, birbirlerine siper olarak ve birbirlerinin yarasını sarmış, şehitlerini beraber gömmüşlerdir.

Allah rızası için bu sürece halel getirecek bütün menfi etkenlerden uzak duralım! Duralım da huzur temin edilsin ve inadına kardeşlik gelsin meydana. İşte o zaman içerdeki huzur dışarıya yansıyacaktır. Çünkü bir millet içerde barışı ve huzuru temin ettiği kadar, düşmanlarına karşı başarı gösterecektir. İçerdeki barış, Akif’in deyimiyle, “Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz. Bu yol ki hak yoludur, dönme bilmeyiz yürürüz.’’ demeyi gerektirecektir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Nevruz Günü Anma Programı kapsamında Haliç Kongre Merkezi’nde yaptığı açıklamada, 21 Mart tarihinin ‘Baharın ve Kardeşliğin Bayramı’ olarak ilan edilebileceğini duyurdu ve “Cumhur ittifakı olarak” Meclis’e teklif sunmaya hazır olduklarını belirtti. Bu durumda 21 Mart resmî tatil olacak.

Sayın Cumhurbaşkanının bu özverili davranışını takdirle karşılıyor ve daha başka adımların da gelmesini bekliyoruz. Mesela: -Öldürme eylemine karışmamış siyasi suçluların cezaevlerinden tahliye edilmesi, -Dağda silah bırakacak örgüt üyelerinin cezalandırılmadan geri dönüşleri için bir kapının aralanması, -Özellikle çalışabilecek durumda olan bu insanlara iş imkanlarının sağlanması, -Yasal düzenleme ile ana dilde eğitime imkan verilmesi, -Demokratikleşme özgürlük ve benzeri bireysel hakların teminat altına alınarak korunması, -Abdullah Öcalan’ın ceza evinden çıkarılarak ev hapsine alınması, -Siyasal anlamda DEM partisine destek verilerek DEM’in de örgütün ve dış mihrakların zorlamalarından kurtarılmasının sağlanması. Vesselam

Muhammed Zeki Mirzaoğlu

Araştırmacı Yazar

 

Bir Yorum Yazın

Yorumu Cevapla [ Yoruma cevap yazmaktan vazgeç ]

Ziyaretçi Yorumları - 1 Yorum
  1. Faik KAYNAK dedi ki:

    Kıymetli hatırlatmalarınız için teşekkür ediyoruz Allah ilminizi ve cehdinizi artırsın üstadım ..